orta doğu’dan başlamışken “incendies” ile devam etmek istedim. nasıl ifade edeceğim hissettiklerimi bilmiyorum. açıkçası izleyen hiç kimsenin hissettiklerini yeterince aktarabileceğini düşünmüyorum. bolca yara, bolca acı, bolca hakikat. en önemlisi bolca cesaret, gerçekle yüzleşme cesareti. filmi türkçeye “içimdeki yangın” diye çevirmişler. bence isabet olmuş. fransa’dan lübnan’a iki kardeşin annelerinin vasiyetinden hareketle iki farklı arayış için yola çıkmasıyla başlıyor film fakat hikaye epey öncesine dayanıyor. hikayeyi anlatmaktan yana değilim, herkesin bizzat izleyerek tanık olmasını isterim. naçizane filmi çok geç saatlerde izlememenizi tavsiye ederim, uykunuzdan olmanızı istemem. bir kadının bir ömre bu kadar acı sığdırmasını, bu yükü tek başına omuzlamasını ağzım açık izledim. kadının bu kadar güçlü olmasıyla gurur duydum desem büyük yalan söylemiş olurum. kadının yaşadığı travmalardan sonra bence güçlü karşılamasının pek bir önemi kalmadı. gel gelelim bunları atlatmak ...