Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

incendies - denis villeneuve

orta doğu’dan başlamışken “incendies” ile devam etmek istedim. nasıl ifade edeceğim hissettiklerimi bilmiyorum. açıkçası izleyen hiç kimsenin hissettiklerini yeterince aktarabileceğini düşünmüyorum. bolca yara, bolca acı, bolca hakikat. en önemlisi bolca cesaret, gerçekle yüzleşme cesareti. filmi türkçeye “içimdeki yangın” diye çevirmişler. bence isabet olmuş. fransa’dan lübnan’a iki kardeşin annelerinin vasiyetinden hareketle iki farklı arayış için yola çıkmasıyla başlıyor film fakat hikaye epey öncesine dayanıyor. hikayeyi anlatmaktan yana değilim, herkesin bizzat izleyerek tanık olmasını isterim. naçizane filmi çok geç saatlerde izlememenizi tavsiye ederim, uykunuzdan olmanızı istemem. bir kadının bir ömre bu kadar acı sığdırmasını, bu yükü tek başına omuzlamasını ağzım açık izledim. kadının bu kadar güçlü olmasıyla gurur duydum desem büyük yalan söylemiş olurum. kadının yaşadığı travmalardan sonra bence güçlü karşılamasının pek bir önemi kalmadı. gel gelelim bunları atlatmak ...

it must be heaven - elia suleiman

“ bir orta doğu kara komedisi”. böyle tanımlamış tanımlayıcılar. ben tanımlamalardan bağımsız izlemiştim. izlemeden önce bildiğim tek şey filistin’e dair bir şeyler bulacağımdı. bulmak ve bilmek arasında hatırladım ki filistin bizim garip komşumuzun garip çocuğudur. imgelerden çok etkilendiğimi söylemeliyim ama elbette hepsini tıkır tıkır çözemedim. hatta anladıklarımı yanlış anlamış olmam da epey muhtemel. izlerken çıkar çıkmaz popüler film yorumlama sitelerine göz atmayı düşünmüştüm ama sonra yapmadım. anladığım yanıma kârdır. iyi ki de bakmamışım. o zaman şu an başkasının ağzından konuşuyor olabilirdim. :) film üç yerde geçiyor: filistin, paris, new york. şehirler değişiyor ama adamımız hep aynı duruşla bakıyor olaylara. karakterimiz çok yaşam dolu biri bence ama dışa vurmak konusunda pek becerikli değil. bir çocuk şaşkınlığı hep gözlerine oturmuş. o hayret filmin havasına çok yakışmış. dünyaya bakışı, insanlara, olaylara bakışında hep o hayreti görebiliyoruz. elbette “diğerle...

başlamak üzere

söze nasıl başlanır bilmiyorum. hiçbir zaman bilmedim. burayı "bazen böyle bazı" izlediğim filmlerden sonra içimden geçen ve taşanları sığdırabilmek adına kullanmak istedim. belki zamanla hevesim söner ya da başka şeylere evrilir, bilemiyorum. umarım uzun bir yolculuk olur. küçük harflerle, samimiyetimle buralardayım. hoş geldiniz, yine bekleriz. bismillah.