la belle époque, bence her şeyden önce aşkına tutunamamış
iki insanın hikayesidir. bu ikisi doğru zamanda ya da en azından doğru
şartlarda tanışsalardı belki iki mutlu aşık olabileceklerdi fakat kaderin
cilvesi mi diyelim, nasipte yokmuş mu diyelim, her ne dersek diyelim sevgisi
karşısındakine ağır gelmiş iki mutsuz insan olarak yaşamak yazılmış onlara.
maalesef bunun gayet farkında olduklarını görüyoruz filmi izlerken.
yönetmenin zekası takdire şayan, böyle fikirleri hep
kıskanırım. bir şirket kurulmuş, sen sadece hangi tarihte geçtiğini söyleyip
hikayeni anlatıyorsun. zamanda yolculuk yapmıyorsun ama o atmosfere geri dönme
şansı yakalıyorsun. bunca emeğin karşılığı da servete mal olabiliyor elbette.
ama değer mi? bence değmiş.
heyecan. buram buram heyecan ve nostalji. “kaybettiğini
hatırla” düsturu. adamımız o şirkete kaybettiğini hatırlamak için başvurdu.
aradığını ne kadar buldu bilemem ama bence hiç tahmin etmediği başka şeyler
buldu. hayatı da kıymetli kılan bu değil midir zaten? kaybettiğimizi ararken
hesapta olmayan şeyler bulmak.
filmde tek tek üzerinde durulacak çok iyi işlenmiş ikili
ilişkiler olduğunu düşünüyorum, ama benim işim filmi analiz etmek olmadığı için
bu işi ehline bırakıyorum. belki burada okuyup ilgisini çeken birileri olur.
izlerken sık sık gözlerimin dolduğunu ve aynı anda
gülümsediğimi itiraf edebilirim. “o ana dönebilmek için nelerimi vermezdim”
diyebileceği her şeyi feda ediyor adamımız. beklediği zaten yaşanmış olan mıydı
yoksa artık iş başka boyutlara mı taşındı ona izleyince siz karar verirsiniz.
“keşke o ana tekrar dönebilsem” dediğimiz anlara dönmek
belki o kadar zor olmayabilir. filmdeki gibi bir şirkete yapılan yatırımla epey
mümkün. fakat o ana tekrar döndüğünüzde siz daha evvelki siz olmayabilirsiniz.
muhatabınız da aynı şekilde. bu yüzden her ne kadar mekan, kostüm, atmosfer
birebir aynı olsa da, diyalog tekrarlansa da yaşanmış olan çoktan yaşanmıştır
artık. olanlar olmuştur. geçmiş, geçmiştir. “bugün” dediğimiz şey ise devamlı
geçmiş olmak tehlikesinde. ne kadar sıkı tutunmaya çalışırsak çalışalım, akrep
ve yelkovanı geri bükemiyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder